<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>psikolog</title>
	<atom:link href="http://www.psikolog.cc/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.psikolog.cc</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 19 Aug 2011 17:46:19 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Psikoloji nedir psikolojik hastalıklar nelerdir psikolojik hastalıklar nasıl tedavi edilir</title>
		<link>http://www.psikolog.cc/psikoloji-nedir-psikolojik-hastaliklar-nelerdir-psikolojik-hastaliklar-nasil-tedavi-edilir.html</link>
		<comments>http://www.psikolog.cc/psikoloji-nedir-psikolojik-hastaliklar-nelerdir-psikolojik-hastaliklar-nasil-tedavi-edilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2011 17:46:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolog.cc/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[Psikiyatri (ruh hekimliği) nedir?
insanların akli dengesizliklerini, davranış ve duygusal bozukluklarını inceleyen ve tedavisini yapan bir tıp dalıdır. Bu dengesizlikler bazı hallerde beyinde vaki olan yapı değişikliklerinden ileri geldiği için psikiyatri ve nevroloji dallan çok kez birbirlerinin sınırını taşarlar.
Psikoloji nedir?
Psikoloji davranış ve şuurlu hayatın bütün safhalarını inceleyen bir biyoloji bölümüdür.

Psikolog nedir?
Genellikle hekim olmayan, psikoloji alanında araştırma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Psikiyatri (ruh hekimliği) nedir?<br />
insanların akli dengesizliklerini, davranış ve duygusal bozukluklarını inceleyen ve tedavisini yapan bir tıp dalıdır. Bu dengesizlikler bazı hallerde beyinde vaki olan yapı değişikliklerinden ileri geldiği için psikiyatri ve nevroloji dallan çok kez birbirlerinin sınırını taşarlar.</p>
<p>Psikoloji nedir?<br />
Psikoloji davranış ve şuurlu hayatın bütün safhalarını inceleyen bir biyoloji bölümüdür.<br />
<span id="more-184"></span><br />
Psikolog nedir?<br />
Genellikle hekim olmayan, psikoloji alanında araştırma yapan veya eğitimci olarak yetiştirilmiş kişidir. Akli hastalıkların tedavisinde gereken zeka ölçme ve tatbiki psikolojik testler psikolog tarafından yapılır.</p>
<p>Akıl hastalıklarının oluş oranı ne kadardır?<br />
Duygusal dengesizlik en çok rastlanan akıl hastalığıdır. Daha hafif akli dengesizlikler herhangi bir ölçüye tabi tutulamaz. Çünkü normal hayatta rastlanan hafif duygusal dengesizlikler ve nevroz arasında bir ayırım çizgisi çekmek imkansızdır. Her onda bir kişinin yaşantısı sırasında.bir akli hastalığa kapılacağı hesap edilmektedir. ABD’de mevcut hastane yataklarının yarısı akli dengesi bozuk hastalara tahsis edilmiştir. Üstelik tüm gelişmekte olan ülkelerde bu tür hastalıklara yakalananların sayıları durmadan artmaktadır. Bununla beraber hastaların oranı yükselmekteyse de tedavi olanların da aynı oranda arttığı tesbit edilmiştir.</p>
<p>Duygular neyi ifade etmektedir?<br />
İnsanların karşılaşabilecekleri değişik durumlarda gösterecekleri tepkileri duygusal anların tepkileri olarak kabul edilir. Bu duygular insanların tecrübelerine verdikleri cevaplardır: Korku, aşk, nefret, hiddet vb.</p>
<p>Nevrozlar nedir?<br />
Nevrozlar yersiz, aşırı ve anormal duygusal tepki örnekleridir. Nörotik tepkiler normal duygusal tepkileri fazlasıyle aşan tepkiler olarak nitelenir. Çığırından çıkarak insanları kendi etkileri altına almış olan duygulardır. Bu tepkiler çok kez hastanın fazlasıyle etki. lendiği sebeplerle meydana çıkar. Bu gibi etkiler için “duygusal yükler” deyimi kullanılmaktadır. Yine çok kez bunlar hastanın kontrolü dışında bilinmeyen veya şuuraltı güdülerden meydana gelmektedir. Bunlar arasında kuruntu, duygusal çalkantılar, alınganlık, zorlayıcı fenomenler, fobilerden ve bazı, özellikle tepkisel tipte olan, depresyon türlerinden ileri gelmektedir. Başka bir deyimle bunlar, durumlara karşı olgunlaşmamış cevaplardır.</p>
<p>Nevrozlar nasıl tedavi edilir.<br />
Bunlar genellikle psikiyatristler, fakat ayrıca da kalifiye psikologlar tarafından yürütülecek muhtelif cinslerde psikoterapi usulleriyle tedavi edilirler.</p>
<p>Psiko-nevroz ne demektir?<br />
Nevroz ile aynıdır.</p>
<p>Nevroz ile psikoz arasındaki fark nedir?<br />
Nevroz genellikle hastanın tamamen farkında olduğu bir duygusal tepkidir. Psikoz ise hastanın, düzeninin bozulmuş ve gerçeklerden kopmuş halini gösteren hastalıktır.</p>
<p>Nevrozlar çok kez psikozlara döner mi?<br />
Hayır, bu çok genel olan bir yanlış kavramdır.</p>
<p>Kuruntu (vesvese) nevrozu nedir?<br />
Aşırı kuruntudan ileri gelen bir cins duygusal düzensizliktir. Bu gibi hastalar birçok durumlara karşı gösterdikleri tepkilerinde gergin, sinirli, alıngan ve birden patlayıcı olurlar. Uykusuzluk görülebilir. Bu gibi hastalarda çabuk atan nabız, kalbin normalin üstünde çarpması, fazla terleme, titreme ve baş ağrısı gibi fiziki belirtiler olabilir. Ayrıca baş dönmeleri, kusma ve ishal da bu belirtiler arasındadır.</p>
<p>Nörasteni nedir?<br />
En ufak bir hareketten sonra bile duyulan aşırı yorgunluğa nörasteni denir ve bu, nevrozun başka bir şekildeki tezahürüdür. Bu hastalıkla birlikte hipokondri (her belirtiden endişe duyma), iştahsızlık ve kilo kaybı gelir. Nörastenik hastalar baş ağrıları, baş dönmeleri, uykusuzluk, zihni bir noktaya toplayamamak, sinirlilik, depresyon vb. gibi belirtilerden de şikayetçi olabilirler. Bu hastaların büyük çoğunluğu aslına maskelenmiş olan depresyondan mustariptirler.</p>
<p>Bir insanda fazla çalışmaktan asabi çöküntü olabilir mi veya “cinnet” getirebilir mi?<br />
Hayır.</p>
<p>Yaşantısında meydana gelen büyük bir hayal kırıklığı veya faciadan dolayı bir insan cinnet getirebilir mi?<br />
Büyük facialar çeşitli ölçülerde depresyonlara neden olabilirlerse de sürekli akli hastalıklara sebep olması çok az vakalarda rastlanmaktadır.</p>
<p>Cinnet getirmek nedir?<br />
Cinnet getirmek hukuki ve kanuni bir terim olarak kalmıştır. Bu terim psikiatrlar tarafından günümüzde yalnız mahkemede ifade verdikleri zamanlarda kullanılmaktadır. Bu terim bir insanın akli dengesinin bozuk olması nedeniyle cinnet getirmiş olduğu ve hareketlerinden sorumlu sayılmayacağı anlamına gelmektedir. Bu terim ayrıca bir kişinin doğru ile yalnış arasında ayırım yapamayacak durumda olduğunu da ifade etmektedir. Bir kısım hafif psikotik olan hastalar bu kriterlere (ölçütlere) uymayacaklarından, bunlara hukuki bakımdan “cinnet getirmiş” denemez, fakat bununla beraber bu gibileri de akli bakımdan hasta olarak kabul edilir.</p>
<p>Asabi çöküntü teriminden ne anlaşılmaktadır?<br />
Bu terim herhangi duygusal veya akli düzensizlik için kullanılmakta olduğundan kesin bir tarifi yoktur.</p>
<p>Bir insanın akıl sağlığının tanımlanmasında gerçek durumlar önemli roller oynar mı?<br />
Bir insanın akıl sağlığı bu kişiye aslında olanlarla değil, fakat bu kişinin gerçekleri nasıl karşıladığı, nasıl kabul ettiği ve bunlara karşı nasıl davranışlar gösterdiği biçimde ölçülmektedir.</p>
<p>Bir kişinin psikiatrik yardıma   ihtiyacı olduğu ne gibi belirtilerden anlaşılabilir?<br />
a.  Açıkça fiziki oldukları belli olmayan hastalıklar.<br />
b.  Belirli bir hastalık teşhisi konmadığı halde devamlı ve inatla hasta olduğuna dair iddia ve şikayetler.<br />
c.  Sık sık meydana gelen inatçı depresyonlar.<br />
d.  Sinirlilik, kontrolden çıkmış terslik ve huzursuzluk.<br />
e.  İşinde devamlı çalışamamak durumu.<br />
f.  Sürekli yorgunluk.<br />
g.  İş arkadaşları ile sık sık tartışmalara girişmek.<br />
h. Tekerrür eden telaşlanmalar ve gereksiz korkular.<br />
i.  İnatçı uykusuzluk.<br />
j.  Nedeni anlaşılamıyan iştahsızlık.</p>
<p>Bir psikiatr’a başvurmak akli bir çöküntüyü önleyebilir mi?<br />
Birçok vakada evet.</p>
<p>Bir ailenin bir ferdi “cinnet” getirmişse, bu ailenin başka bir ferdi ile evlenmek sakıncalı mıdır?<br />
Bu, söz konusu cinnetin nasıl ve hangi şartlar altında meydana gelmiş olduğuna bağlıdır. Genellikle bu soruya “hayır” cevabı verilebilinir. Bu ailede bir kişinin akli dengesi bozuksa bu aynı aileden evlenecek kişi ile bir alakası olmasını gerektirmez. Eğer söz konusu ailede birkaç akıl hastası varsa o zaman o aileye katılma yolunda kuşkulanma doğru bir hareket olur. Birçok akıl hastalıkları ikinci derecede veya arazi türlerden hastalıklardır ve başka bir hastalık nedeniyle gelmiş olabilir. Örneğin frengi, beyinden gelen arterioskileroz (damar sertliği), vöya bunamadan. Şüphesiz bu yollardan gelmiş olan cinnetlerin irsi bir anlamları olamaz.</p>
<p>Akıl hastalıklarında irsiyet ne gibi bir rol oynar?<br />
Akıl hastalıklarına irsiyetin ve çevrenin ne derece etken olduğu belirlenmemiştir. Bir kişinin şahsiyeti kuşkusuz bir dereceye kadar irsiyetine bağlıdır. Bu da bu kişinin bazı durumlara veya bazı olaylara karşı ne gibi tepki göstereceğini tayin eder. Bir kişinin gelişmesinde ve oluşunda çevresinin ve tecrübelerinin irsiyetten çok daha büyük rol oynadıkları kabul edilmektedir. Bazı aileler vardır ki bunlarda akıl hastalıkları irsi bir karakteristik göstermektedir.</p>
<p>Akıl sağlığında seks ne gibi bir rol oynar?<br />
Yeterli seks akıl sağlığının bir parçası olarak kabul edilmektedir. Ancak bu durum birçok kişiler arasında değişik oranlarda meydana gelir. Bir kişinin şuurlu veya şuursuz şekilde sekse karşı davranışlarındaki dengesizlikler ve düzensizlikler duygusal veya akli düzensizliklere yol açabilir. Ayrıca, duygusal ve akli hastalıklar çok kez seks alanında düzensizliklere yol açabilir.</p>
<p>Sekse fazla düşkünlük akıl sağlığına zararlı olabilir mi?<br />
Hayır.</p>
<p>Seks eksikliği akıl sağlığına zararlı olabilir mi?<br />
Birçok kişi hiçbir akli dengesizlik belirtisi göstermeden cinsel ilişkiye başvurmadan yaşamaktadır. Böylece seks eksikliğinin akıl sağlığına zarar getirebileceği söylenemez. Ancak bu durum herkes için aynı değildir. Bazı kişilerin seks yapma ihtiyaçları fazla olabilir. (Seks eksikliği akıl sağlığında rol oynamaktan daha fazla bu eksikliğin akıl sağlığının bozuk olmasından ileri geldiği görülmüştür) .</p>
<p>İntihar tehditleri her zaman ciddiye alınmalı mıdır?<br />
Şüphesiz evet! Hastalar çok kez intihar meyillerini gizlerler ve bu yönde gayet normalmiş gibi görünürler. Ancak böyle bir hasta bir kez intiharı düşündüğünü söylediği takdirde bu sözün gayet ciddi olarak karşılanması gerekmektedir. Gaye sözden de daha kuvvetli olabilir.</p>
<p>İtici (compuision) nevroz nedir?<br />
İtici nevroz sürekli endişe durumunun bir kısmıdır. Bu durum bir hastanın aynı hareketleri kontrolsüz bir .şekilde yenilemeleridir. Aynı düşünceler devamlı olarak kafasına saplı kalırsa ve yenilenirse ve bunları kontrol edemezse,  bu itici nevroz kategorisine girer.(Örneğin, hiçbir mantıki neden olmadan bir kişinin durmadan ellerini yıkaması.)</p>
<p>Bir çocuğun anne veya babasından birine anormal derecede aşırı bağlılığı (annesinin oğlu) neyi ifade eder?<br />
Anne veya babadan birine anormal derecede bağlılık bir kişinin duygusal yönden gerektiği derecede gelişmemiş olduğunu gösterir Böyle bir kişi çok kez yaşantı hallerine kendisini yeterli ölçüde adapte edemez.</p>
<p>Oedipus kompleksi nedir?<br />
Şuuraltında bir oğulun anaya aşırı bağlılığı ve babasını kıskanan anormal bir durumdur. Bu hal kendi kendisini suçlama duyguları ve duygusal çelişkilere yol açar.</p>
<p>Hadımlık kompleksi nedir?<br />
Psikoanalitik teoride bu durum seksten kuşku duymak ve hadım edilme veya seks organlarından mahrum bırakılmak tehdidi altında olma korkusu olarak gösterilmektedir.</p>
<p>Klostrofobi nedir?<br />
Bu asansörlerde, tünellerde vb. kapalı yerlerde bulunma korkusudur. Bu hastalığın belirtileri çok kez kuruntu nevrozlu hastalarda görülür.</p>
<p>Agorafobi nedir?<br />
Bu da kuruntu nevrozunun başka türlü .bir belirtisidir ve açık alanlarda hastaların kuruntu duymalarına yol açar.</p>
<p>Falcılık duygusal dengesizlikleri olan kişilere zararlı olabilir mi?<br />
Evet. Kuruntu nevrozlu ve batıl itikatları olan aşırı hassas bir insan için falcılık fazla düzen bozucu olabilir.</p>
<p>Bir psikiatr taraf ından yapılacak ipnotizma usulü yararlı olabilir mi?<br />
Evet. Bazı akut duygusal düzensizlikler ipnotizma yoluyle tedavi edilebilmektedir. Ayrıca, hasta kendisi hakkında bazı bilgileri şuurlu halinde veremezse veya habersizse, bunları ipnotizma altında psikiatra açıklaması temin edilebilir ve tedavisine de yararlı olur.</p>
<p>Uzman psikiatrlardan başkalarının bu gibi hastaları ipnotize etmeleri doğru mudur?<br />
Hayır. Bazı, fazlasıyle hassas veya kolaylıkla tesir altında kalabilen kişilerde bu zararlı olabilir. Üstelik ciddi hastalıklara sebebiyet verebilir. Onun için ipnotizma tatbik edilecek hastanın önce kişiliği incelenmeli, sonra da ipnotizma yalnız uzman bir psikiatr tarafından tatbik edilmelidir.</p>
<p>Duygusal bakımdan veya akıl sağlığı bakımından hasta olanlara müsekkin ilaçlar verilmesi zararlı olabilir mi?<br />
Doktorların tayin edeceği ölçülerde bu gibi ilaçlar zararlı olmaz. Özellikte intihar etme kasdiyle büyük dozlarda bu ilaçların alınması çok tehlikeli olabilir. Bunun için intihara kalkışabilecek nitelikte olan hastaların yanında bu haçlardan çok az miktarda bırakılması gereklidir.</p>
<p>Akıl hastalıklarının ilaçla tedavi edilebileceği günün gelmesi beklenilebilinir mi?<br />
Akil hastalıkları tedavisinde kullanılan yeni ilaçların her gün gelişmekte olduğu bir gerçektir. Fakat, psikoterapinin lüzumsuz kaçacağı bir günün geleceğine inanılamaz.</p>
<p>Uykusuzluk nedir?<br />
Uykusuzluk durumu bir hastanın bir türlü uykuya dalamamasına denmektedir.</p>
<p>Uykusuzluğun sebepleri nelerdir?<br />
Uykusuzluk doğurabilecek sancıların olmadığı veya vücutta başka bir rahatsızlık bulunmadığı zamanlarda bir kişide görülen uykusuzluk halleri duygusal düzensizlikten ileri gelebilir. Böylece, kuruntu, sıkıntı veya kuşku uykuyu geciktirebilir, uykunun aüzensiz ve rahatsız olmasına yol açar.</p>
<p>Uyku ilaçlarının alınm asiyle uykusuzluk tedavi edilebilinir mi?<br />
Hayır. Uyku hapları uyku getirebilecekse de, hastalığın tedavisi, ancak uykusuzluğu meydana getiren duygusal düzensizliğin ortadan kaldırılmasıyle mümkün olabilir.</p>
<p>Uykusuzluktan mustarip kişilerin psikiatra danışmaları gerekli midir?<br />
Bu hal inatla devam etmekteyse evet.</p>
<p>Histeri nedir?<br />
Hastanın üzüntü ve sıkıntısını abartmalı ve dramatik yolda göstermesiyle tezahür eden ve çok kez rastlanan duygusal bir tepkidir. Histerinin hedefi (şuurlu iken veya şuursuz olarak) dikkat veya sempati cezbetmek, dayanılması zor bir geçmişteki olayı zihinden sümektedr. Bu gibi hastalar genellikle fazlasıyle hassas olmaktadır. Hastalık belirtilerinin anatomik veya tıbbi nedenleri bulunmamaktadır. Bu hastalık genellikle bir kaza gibi dramatik bir niteliği olan bir olaydan sonra kendisini göstermektedir. Çoğunluk vakalarda hasta bu dramatik olayı olduğundan çok daha feci olarak göstermektedir. Histerik tepkiler birdenbire tezahür etmektedirler. Hasta ya fazlasıyle telaşlanıp gürültülü olmakta, her şeyden şikayet etmektedir, veya aksine fazlasıyle sakin olarak bütün belirtilere aldırış etmemektedir. Gerçek olayların gerektireceği üzüntünün çok üstünde üzüntülü ve telaşlı bir hal gösterir veya şikayete te bulunmayarak gayet donuk bir şekilde ses çıkarmadan buna katlanır.</p>
<p>“Psikosomatik” akıl ile beden arasındaki ilişkilere ait belirtiler ve hastalıklar hangileridir?<br />
Bunlar duygusal “nevrotik” faktörlerin, veya bu gibi faktörlerin önemli rol oynadığı ve genellikle fiziki karakterde olan belirtiler veya hastalıklardır. Bu gibi hastalıklar veya belirtiler fazla asidite, hazımsızlık ve hatta ülserli midede kendilerini gösterebilir. Bunlar bağırsaklara da tesir ederek aşırı spazm yani büzülme meydana getirebilirler. Duygusal yüklü durumlarda bu, ya kabızlık ya da ishal olarak tezahür edebilir. Hastalık daha ciddi veya daha inatçı olduğu hallerde “psikosomatik” hastalık bağırsak zarları içerisinde ülserler meydana getirerek gerçek bir kolit (kalınbağırsak iltihabı) olarak gelişebilir. Psikosomatik hastalık veya belirtilerinden vücudun hiçbir organı muaf değildir ve bunlar kendilerini bir allerji halinde, ciltte bir döküntü, kızartı veya başka organik fiziki hastalıklar şeklinde gösterebilirler.</p>
<p>“Psikosomatik” kategoride oldukları sanılan   bazı genel hastalıklar hangileridir?<br />
Bazı yüksek tansiyon (fazla kan basıncı), sindirim kanalı ülseri (peptic), kolit ve özellikle spazma yol açan muhtemelen de ülser tipinden hastalıklardır. Bu kategoriye şu allerjik hastalıklar da girmektedir: Astım, egzama, ürtiker, özellikle makat ve rahimde rastlanan şiddetli kaşıntılar. Tiroid guddesinin fazla çalışması hali ve şeker hastalığı. Bazı doktorlar migren tabir edilen şiddetli yaım baş ağrısını ve başka türdeki baş ağrılarını, bazı arterit türlerinin “psikosomatik” hastalığı kategorisine girdiğini kabul etmektedirler.</p>
<p>Duygusal belirtiler hayali midir?<br />
Hayır, bunlar gerçek olan belirtilerdir. Hastalar çok kez fiziki terimlerde düşünürler ve bir fiziki neden olmadan bir hastalık belirtisinin nasıl meydana gelebileceğini anlayamamaktadırlar. Böylece fiziki bir bulgu bulunamayınca belirtilerin gerçek olabileceğine inanmazlar. Bu belirtiler duygusal yönden kendilerini göstermiş-lerse bile; gerçek belirtiler olup, gerekli şekilde tedaviye tabi tutulmadıkları takdirde ciddi hasarlara neden olabilirler.</p>
<p>Sinir sistemindeki organik hastalık ne demektir?<br />
Sinir sisteminde organik hastalık vücut yapısında bir hasar olduğu veya anormal fiziki bir değişikliğin meydana gelmiş olduğu anlamına gelmektedir. Terim değişikliğinin bir hastalık nedeniyle, mesela bir enfeksiyondan veya bir tümörden ileri gelmiş olduğunu belirtmektedir.</p>
<p>Sinir sisteminde fonksiyonal hastalık ne demektir?<br />
Fonksiyonal hastalık, dokularda meydana gelen anormal değişiklikler değil, geçici fizyolojik rahatsızlıklardır. Bunlar genellikle duygusal faktörlerden meydana gelmektedir. Bu faktörler yüksek gerginliklerden ve muhtelif kimyasal (hormonal) mekanizmalardan ileri gelmekte ve birçok belirtiler göstermektedir.</p>
<p>Bir insan sinirli, heyecanlı veya kasvetli ise bir psikiatra   danışması yararlı olur mu?<br />
Sinirli ve duygusal bakımdan rahatsız olan kimseler çok kez bilgili, tecrübeli ve zeki bir doktor tarafından yeterli derecede tedavi edilebilirler. Ancak ciddi belirtilerin tehlike derecesi psikiatri bölümünde ihtisas yapmamış olan bir doktorun gözünden kaçabilir ve ya bunların ciddiyet derecesini tesbit edemeyebilir.Uzman ve tecrübeli psikiatr, bir hastanın vücudundaki belirtilerden depresyon veya psikoz arazı bulurken, aynı belirtileri başka bir hastanın kuruntu veya, düzensizliğinden olduğunu teşhis edebilmektedir. Bu gibi buluşlarla ele alınarak gerekli tedavi sistemi kararlaştırılır ve çok kez bu teşhis ve karar bir hastanın hayatının kurtulmasını sağlar.</p>
<p>Bir hastanın bir akıl hastanesine yatırılmasıyla durumu daha vahim bir hal alır mı?<br />
Hayır. Meslekten olmayan kişiler çok kez bir akıl hastasının başka akıl hastaları ile temasla durumunun ağırlaşacağına inanırlar. Akıl hastanelerinin büyük çoğunluğunda hastalar, hastalık tiplerine göre koğuşlara yerleştirirler ve hastalıkları ciddi olmayanlar hiçbir  zaman çok hasta veya saldırıcı hastaların koğuşlarına yerleştirilmezler. Bir hastanın belirtileri, ağırlaşmca ve genellikle hastalığın seyrinden ileri gelmektedir.</p>
<p>Akıl hastanelerine yatırılan hastaların hastaneden çıkmaları, tamamen veya kısmen tedavi olma şansları var mıdır?<br />
Evet. Akıl sağlıkları bozulan hastaların büyük bir oranı iyileşir. Akıl hastalıklarının hiçbir zaman tedavi edilemeyeceği inancı umumiyetle çok yanlış bir saplantıdır.</p>
<p>Akıl hastaneleri bir hastayı gerekli süreden fazla tutarlar mı?<br />
Hayır. Bu da yanlış olan bir saplantıdır. Hastaneler bu gibi hastaları akrabalarına veya dostlarına bir an önce geri göndermek için olağanüstü gayret sarfederler.</p>
<p>Psikoterapi nedir?<br />
Hastalara duygusal ve akli problemlerinde yardımcı olan bir tedavi usulüdür. Rastlanan günlük problemlerde bir kişinin akrabaları, yakınları ve arkadaşları, yüzeyde olmak şartıyle bu yolda yardım edebilirler. Bir kişinin, avukatı veya aile doktoru mensup olduğu dinin ruhani görevlileri de bu yolda yardımcı olabilir. Bu gibilerin küçük veya geçici problemlerde yardımları dokunabilir. Problemler daha derine indiği vakitler ve daha inatçı oldukları hallerde< nevroz<="" p=""></p>
<p>Psikoterapinin gayeleri nedir?<br />
İnsanları kendilerini daha iyi tanımaları için yardımcı olmak, karşılaştıkları zorluklara intibak etmeleri için yol göstermek, problemleri ve karşılaşacakları kişilerle ilişkilerinde daha olgun davranmalarının yollarını kendilerine izah etmek, psikoterapinin başlıca gayeleridir. Bu gayeler arasında daha iyi kıymetler ve standartlar geliştirilmesi bulunmaktaysa da, psikoterapinin gayesi insanları ıslah etmek değildir. Psikoterapinin başka hedefleri arasında hastalığı tedavi etmek ve ortadan kaldırmak da bulunmaktadır. Bunu elde etmek için psikiatr ve psikoterapist; gerekli ve şimdiye kadar başarı göstermiş olan, bütün metot ve gereçleri kullanır.</p>
<p>Psikoanaliz nedir?<br />
Bu, psikoterapi’nin özel bir biçimi ve metodudur. Bu tedavi usulünün hedefi bir hastaya şahsiyeti ve karşılaştıkları zorluklar hakkında bunların iç yüzünün kavranmasının, aydınlatılmasının teminidir. Bu tedavi yoluyle hastanın belirtilerini ortadan kaldırmak ve ayrıca hastanın problemlerine karşı vereceği cevap ve tepkilerini ıslah etme yolu aranmaktadır. Tedavi usulü, bazen tamamen pasif olarak, hastaya telkinle yapılmaktadır. Teoride bazı değişiklikleri olan birçok tedavi ekolü varsa da, metotlar bütün ekollerde birbirinin benzeridir.</p>
<p>Grup terapisi ne demektir?<br />
Problemleri ve rahatsızlıkları aynı olan birçok kişinin grup halinde psikiatrik tedaviye tabi tutulmalarına grup terapisi denir.</p>
<p>Grup terapisinin hedefleri nedir?<br />
Yalnız başına yapılan tedavi yöntemlerinden farksızdır; yani hastalık ya da rahatsızlıkların giderilmesini amaçlar.</p>
<p>Grup terapisinin, yalnız başına yapılan terapiye oranla avantajları nelerdir?<br />
a.  Daha çok sayıda insan tedavi edilmektedir. Terapide ihtisas yapmış psikiatrların azlığı dolayisiyle bu yolda tedavi çok büyük önem taşımaktadır.<br />
b.  Bu tip tedavi daha ucuza mal olduğundan fazla sayıda hastanın tedavisinin yapılması usulleri tesbit olunmaktadır.<br />
c.  Bir hasta kendisi gibi hasta olanların tecrübelerini öğrenmekle hastalığında, kendisini fazla derecede yalnız hissetmemektedir.</p>
<p>Grup terapisinin dezavantajları nelerdir?<br />
a. Psikoterapistin dikkati ve ilgisi birçok hasta arasında bölünmektedir.<br />
b; Bazı hastalar çok şahsi olan problemlerini açıklayamamaktadırlar.<br />
c. Şahsi terapi imkanları ortadan kalkmış olur.</p>
<p>Psikoterapi tedavisi ne kadar sürer?<br />
Bu, asıl problemlere bağlıdır. Psikiatr, hastanın savunma duvarını deşmeden ve çok kez hastanın da vakıf olmadığı gizli iç düşüncelerine varamadan bu tedavi süresini tesbit etmek imkansızdır. Bundan dolayıdır ki, tedavinin başlangıcında ne kadar süreceği hesaplanamaz. Ayrıca terapinin kaç kez yapılmakta olduğu ve hastanın iyileşmek için ne derece kararlı bulunduğu bu sürenin ne kadar uzun olabileceğini hesaplamakta yararlıdır. Birçok hasta tedaviye ne ölçüde karşı koymakta olduklarından habersizdir. Zeka ölçüsü ve hastanın yaşı burada önemli faktörlerdir. Zekası üstün olan bir hasta iyileşme yolunda kararlı ve azimli ise, zamanla çok şeyler elde edilebilir. Genellikle psikoterapi birkaç hafta içerisinde sonuç alınacak bir tedavi usulü değildir. iyi bir sonuç alınabilmesi bazen aylar hatta yıllarca sürebilir.</p>
<p>Psikoterapi tedavisi pahalıya mal olur mu?<br />
Uzun zaman gerektirdiği, şuuraltı problemlere inebilmek için birçok meselenin çözülmesi icab ettiğinden dolayı oldukça pahalıya mal olan bir tedavi usulüdür. Tedavi usulünde pahalılığı bu meselelerin hastada kalması, belirtilerin ve meydana gelen zorluklar oranında ölçülmelidir. Kesin bir şey söylemek imkansızdır. Ancak yapılacak harcamalar alınacak sonuçlarla karşılaştırılarak ölçülmelidir.</p>
<p>Akıl hastalıkları için tatmin edici ameliyat usulleri var mıdır?<br />
Son zamanlara kadar “lobotomi” olarak adlandırılan nispeten basit bir beyin ameliyatı, bazı tip akıl hastalıkları için tavsiye edilmekteydi. Bu ameliyatla bazen kısmen de olsa iyi sonuçlar alınabiliyordu. Ancak, son yıllarda aynı tür hallerde aynı sonuçlar elde edilmesini temin eden yeni ilaçların gelişmesiyle, bu ameliyata günümüzde çok az vakada başvurulmaktadır.</p>
<p>Psikozlar nedir?<br />
Psikozlar bir dereceye kadar düzensiz şahsiyetler gösteren daha ciddi akıl hastalıklarıdır. Davranışlar gerçek dışı bir hal ve çoğu zaman olaylarla ilgili değildir. Bu davranışlar artık hastanın kontrolünün dışındadır. Bu hastalıklar, akli düzensizlik ve bir dereceye kadar mantık dışı davranış görüldüğünden dolayı akıl hastalıkları kategorisinde sayılır. Bunlar yersiz ve acayip davranışlar olarak da tarif edilebilirler. Hayal ve kuruntulara tesadüf edilir. Bu gibi hastaların genellikle çevreleriyle temasları kaybolur ve bilhassa, bunlarla mantıklı; rasyonel konuşmalar yapmak imkansız hale gelir.</p>
<p>Psikozların muhtelif cinsleri hangileridir?<br />
Psikozlar arasında şizofreni (dementia praecox), manik-depressif (manic-depressive) düzensizlik, psikozlu depresyon ve paranoyalı düzensizlikler, (involutional melankoli) ile psikoza dönüşebilecek bir kısım organik hastalıklar bulunmaktadır. Bu son grupların arasında bunama psikozları, arteriosklerosis, beyin tümörleri, frengi vb. akli bozukluktan ileri gelen hastalıklar da yer almaktadır.</p>
<p>Depresyon nedir?<br />
Bunlar karamsar düşüncelerin, keyifsizliğin, ruhi durumda kötümserliğin, ortaya koyduğu tepkilerin ileri getirdiği bir rahatsızlıktır. Bütün tepkiler karamsar olmakla kalmamakta, hastanın genel faaliyeti de azalmaktadır. Depresyondan müteesir olan hastalarda enerji ve yaşama şevki kalmamakta, hiçbir şeyle ilgilenmemekte, hiçbir şey yapmak istememekte, bir yeregitmekten kaçınmakta ve ancak yapayalnız bırakılmak arzusu görülmektedir. Evde kalmak isterler. Alışılmış hayatın dışmdadırlar. Normal sorumluluklar ihmal edilmektedir. Uykusuzluk ve iştahsızlık başgösterir. Bu yüzden hasta kilo kaybetmeye başlar. Bu hastalık ciddi biçimde gelmişse hastalar bedbinliğe ve ümitsizliğe kapılırlar ve kendilerine kimsenin yardım edemiyeceğine inanarak herhangi bir çareye başvurma lüzumunu hissetmezler. Bu şartlar altında intihara karşı büyük bir istek duyarlar. Bu durumda bir hastayı kendisine karşı korumak için hiç zaman kaybetmeden ihtisas görmüş bir psikiatrın yardımına başvurulması şarttır. Birçok vakalarda hastanın hastaneye . yatırılması gerekir. Hastanın evinde kalması çok sakıncalıdır ve bu hastanın hastanede devamlı müşahede altında bulundurulması tercih edilir.</p>
<p>Değişik türlerde depresyonlar var mıdır?<br />
Evet. Depresyon çok kez bir nevzorun bir kısmı olup vakalara veya problemlere bir yankı olarak meydana gelebilmektedir. Bu hallerde bu hastalık tepkisel depresyon olarak anılmaktadır. Bu hastalığın iyileşme imkanları geniştir.Başka vakalarda, depresyon bir akli bozukluğun veya psikozun bir kısmını teşkil etmiş olabilir. Bu haller genellikle kısa sürer. Ancak bu gibi epişodlar tekrarlanabilir. Ayrıca, depresyon bir “manik-depressif” veya siklik (cyclic) rahatsızlıktan da ileri gelebilir.</p>
<p>Melankoli nedir?<br />
Şimdi depresyon olarak adlandırdığımız hastalığın eskiden kullanılan adıdır.</p>
<p>İnvolutional melankoli nedir?<br />
ilerlemiş yaşlarda rastlanan bir depresyon türüdür. Bu çok kez eskiden depresyon halleri geçirmiş bir hastada, hastalığın tekrarlanması olarak meydana çıkmaktadır. Bunun için bu hastalık ayrı bir tip depresyon olarak tanımlanmamıştır. Ancak, birçok vakalarda bu hastalıktan mustarip olan hastalarda akut kuruntu, neyecan ve vesvese hallerine rastlanmaktadır.</p>
<p>Depresyon nasıl tedavi edilir?<br />
Hastada intihar ihtimali görülmekteyse, ilk önce buna karşı gereken bütün korunma tedbirleri alınmalıdır. Hasta intihardan bahsederse sözlerine aldırış edilmemelidir/Hasta devamlı olarak müşahede altında tutulmalıdır. En doğrusu hasta, hastaneye kaldırılmalıdır. Bu hastalığın tedavisinde psikiatrlar elektro-şok terapisi, beyne iyi tesir eden özel ilaçların kullanılmasına veya psikoterapiye başvurabilirler. En iyi sonuçları elde etmek için bu tedavi usullerinin bir kombinezonu da tatbik edilebilir. Örneğin, ilaçlardan beklenilen sonuçlar elde edilemezse elektro-şok kullanılır. Aksi taktirde ilaçlardan faydalanılmışsa o zaman elektroşokun kullanılmasına gerek kalmaz.</p>
<p>Elektro-şok terapisi  (tedavisi)  hangi hallerde kullanılmalıdır?<br />
a.  Şiddetli depresyonlarda.<br />
b.  Manik hallerde.<br />
c.  Şizofreni (Dementia praecox) ‘de.</p>
<p>Şok tedavisinden elde edilen sonuçlar devamlı mıdır?<br />
Bazı vakalarda şok tedavisi devamlılık göstermekteyse de, bu tür terapiden sonra devamlılığı garanti etmek için şok terapisini müteakip uzun süreli ve yoğun psikoterapi tedavisi sürdürülmelidir.</p>
<p>Elektro-şok terapisi nerelerde yapılabilir?<br />
a.  Bir psikiatrın muayenehanesinde.<br />
b.  Klinikte.<br />
c.  Hastanede.</p>
<p>Manik-depressif tepkiler nedir?<br />
Hastanın telaş ve heyecan (manik deyimi buradan gelmektedir), hareketsiz kalamama belirtileri, konuşma dahil bütün hareketlerinde devamlılık ve acelecilik, göstereceği haller bir grup psikoz düzensizliklerinden ibaret olup bunlar manik-depressif tepkiler olarak adlandırılır. Bu gibi hastalar ne dinlenirler, ne de uyurlar ve hareketlilikleri durdurulmadığı takdirde yorgunluktan çökerler. Belirtiler kısmen değişik olabilir. Hastalara uyuşturucu ilaç verilmesi gerekir. Belirtiler ciddi ise hastaneye kaldırılmaları ve hareketlerinin zor kullanılarak kısıtlanması gerekebilir. Başka durumlarda hastalarda depresyon halleri görülebilir ve bunların hareketleri bir yavaşlama arzeder. Ayrıca ruhen de depressif olurlar.</p>
<p>Manik-depressif’li bir hastanın iyileşme şansı nedir?<br />
Genellikle bu hastalıktan mustarip bir hasta, birkaç ay devam edebilen hastalık nöbetinden sonra iyileşebilir. Hasta belirsiz bir süre iyi durumda kaldıktan sonra yeniden hastalanır. Yeni episod eskisiyle aynı özellikleri gösterebilir veya tamamen aksi istikamette yönelebilir. Bu gibi hastaların bir kısmı uzun süre iyileşmiş kalabilirler ve hastalık nöbetleri çok az gelir. Bazıları ise devamlı olarak bu gibi nöbetlere tutulurlar.</p>
<p>Manik-depressif tepkisinin tedavisi nedir?<br />
Hastalığın hem “manik” hem de “depressif” safhalarında elektroşok tatbik edilebilir. Bu yolda çok defa iyi sonuçlar elde edilmektedir. Hastalık ciddi safhada olmadığı takdirde psikoterapi bazen yararlı olmaktaysa da, hastalık ilerlemiş veya ciddi bir safhadaysa bu sistemle bir düzelme elde edilememektedir. Manik-depressif tepkilerinin her safhasında kullanılan bazı ilaçlar yararlı olabilmektedir Hastaya iyileştikten sonra muhakkak surette psikoterapi tatbik edilmelidir. Çünkü bu sayede hastalığın tekerrür etmesini önlemek ihtimali çok fazladır.</p>
<p>Kadınlarda adetlerin   kesilmesiyle akıl hastalıkları   baş gösterebilir mi?<br />
Hayır. Ancak, bu zamanlarda meydana gelebilecek guddelere (en-docrine) ait değişmeler söz konusu kişinin genel davranışlarında değişiklikler meydana  getirebileceğinden vücudundaki  gerginlik oranının artmasına yol açabilir. Böylece hayatındaki bu değişiklik çağı birçok psikolojik “stress”ler meydana getirerek tabiatında mevcut olan fakat uykuda bulunan bozuklukları açığa çıkarabilir.</p>
<p>Gebelik veya çocuk doğurma akıl sağlığına zararlı olabilir mi?<br />
Kesinlikle hayır. Ancak, çocuk doğurma duygusal bir “stress” olup yeni sorumluluklar ve hayatta birtakım ayarlamalar getirecektir. Bundan dolayı şimdiye kadar uykuda bulunan duygusal ve akli tepkiler, doğumdan dolayı meydana gelebilir. Kadının bu hayat safhasında muvakkat duygusal ve psikoterapötik yardıma ihtyacı olabilir.</p>
<p>“Postpartum” psikozu nedir?<br />
Bu, kadınların loğusalık devresinde görülen ve pek nadir vakalar olarak rastlanılan bir akıl hastalığıdır. Hastalık birçok şekilde kendisini gösterebilir. Bunların arasında şizofreni, (manic state), depresyon ve nevroz benzen kuruntular veya fobiler bulunabilir. Ancak hastalığın kendine has bir özelliği yoktur ve gebelikle ilgisi olmayan hallerde meydana gelen benzer hastalıklardan farklı değildir. Onun için zaman bakımından, “postpartum” aslında bir hastalık olmayıp, ancak loğusalık hastalığını zamanından önce meydana getiren bir faktördür.</p>
<p>Şizofreni nedir?<br />
Şizofreni, genellikle gençlerde beliren bir psikoz türüdür. Daha önceleri “dementis praecox” olarak adlandırılırdı. Çok kez acayip olan düşünce bozuklukları, düşünce ile duygu arasında bir kopukluk, gerçeklerle temasın bozulması gibi hallerle kendisini göstermektedir. Böylece, hastanın ortaya attığı fikirlerle duyguları uymaz ve çelişkide olur veya duyguları fikirleri ile bağdaşmaz. Bu yüzden bu hastalıktan mustarip olanlar, başkalarına karşı çok soğuk davranırlar. Bu durum, bazen çok ciddi derecede gerçeklerden bir uzaklaşma olarak görünür. Hastalığın ilk devrelerinde bu gibi hastalar başkalarına kıyasla başarısız olurlar; uzun süre bir işte barınamazlar. Hastalığın nedeni bilinmemektedir.</p>
<p>Şizofreni tedavi edilebilir mi?<br />
Evet. Elektro-şok ve insulin şoku gibi fiziki metotlar bu hastalığın tedavisinde çok yararlı olmuştur. Meşguliyetle ve sosyal tedavi ile benzer terapi usulleri de başarılı olmuştur. Son olarak geliştirilen birçok ilaçlar da şizofreni tedavisinde özellikle had safhada olan hastalarda iyi sonuçlar vermiştir Bu tedavi metotları sayesinde hastanelerden taburcu edilen şizofrenili hastaların sayısı her gün biraz daha artmaktadır. Son zamanlarda yapılan araştırmalardan da çok umut verici sonuçlar alınmış olup yakın gelecekte daha da başarılı tedavi usullerinin gelişeceği kuvvetle muhtemeldir.</p>
<p>Şizofreni hastalığının iyileşme umutlan nedir?<br />
Genellikle bu hastalıktan iyileşme umutları azdır. Hastalık tedavi edilmediği taktirde daha had bir safhaya girme ihtimalleri çoktur. Bununla beraber akut şizofreniden de kurtulan hastalar görülmektedir ve bunlar iyileşme belirtileri de gösterebilmektedir. Bunlar daha hafif akli dengesizlikler gösterecek ve başkaları ile ilişkilerinde zorluk çekeceklerse de, sınırlı bir şekilde bile olsa hayatlarını sürdürebilirler.</p>
<p>Şizofreni tedavi edildiği takdirde hastada bir iyileşme görülebilecek midir?<br />
Evet.</p>
<p>Paranoya tepkileri nedir?<br />
Bir hasta kendisine zulmedilmekte olduğu vehimlerine kapıldığı zaman buna paranoya tepkileri denir. Bu vehimler o derece aşırı olur ki hasta olan kişi, başka bazı kişilerin kendisine zulmetmek istediklerine inanır. En ufak bir olayı bu anormal inançlarını gerçek göstermek için tahrif eder. Bu hisleri hayali olduğu için normal tepki göstermesi beklenemez.</p>
<p>Bir paranoya hastasının iyileşme imkanları nedir?<br />
Hastalık geçici, toksik veya organik bir rahatsızlıktan ileri gelmiş olabileceğinden bu durum geçici olabilir. Bazı vakalarda bu durum tamamen kaybolabilir veya durağan kalabilir. Fakat çoğunlukla kronk nitelikte olur ve hastanın bir akıl hastanesine yatırılmadı gerekir. Gerçek paranoyada iyileşme ihtimali çok azdır. Çünkü psi, koterapi bu zavallı kişilere ulaşamamaktadır.</p>
<p>I.Q.’nın anlamı nedir?<br />
Bu harfler bir zeka testine verilen addır. Bir kişinin yaşı ile zeka yaşı arasındaki oran bu zeka testleri sayesinde ölçülmektedir. Normal bir kişinin bu testte zeka ölçüsü 90 ile 110 arasında değişmektedir. Akli yetersizlikteki zeka oranı ise bu rakkamlarının altında görülmektedir.</p>
<p>Akli yetersizliğin anlamı nedir?<br />
Aynı zamanda geri zekalılık ve akli gecikme olarak adlandırılan, akli yetersizlik, genellikle doğuştan veya çocukluğun ilk yaşlarında meydana gelen noksan veya kusurlu bir akli durumdan ileri gelmektedir. Bu durum, anlayış ve kavrayışta bir eksiklik, sakatlık ve engel teşkil etmektedir. Bu gibilerin muhtelif dereceleri vardır: Mesela, ahmak, aptal, kısmen geri zekalı veya akli gecikmesi olanlar. Bazen yüksek derece veya alçak derece yetersizliklerden söz ederiz. Genellikle beynin fiziki gelişmesinde bir yetersizlik vardır. Böylece yetersizliğin organik olduğu görülmektedir. Yine beyinde başka sakatlıklar da görülür: Felç, ispastik durum, anormal hareketler ve bazen de beyin felci gibileri. Kafa anormal şekilde küçük olup beyin de o oranda ufaktır. (Hydrocephalus) da olabilir. Bu durumda baş anormal derecede büyük olup içinde büyük ölçüde sıvı toplanmıştır. Bunlar beyin dokusunu, fazlalığı oranında hasara uğratmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolog.cc/psikoloji-nedir-psikolojik-hastaliklar-nelerdir-psikolojik-hastaliklar-nasil-tedavi-edilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>psikoloji nedir</title>
		<link>http://www.psikolog.cc/psikoloji-nedir.html</link>
		<comments>http://www.psikolog.cc/psikoloji-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2011 17:44:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolog.cc/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[Psykhe=ruh ve logos=bilgi kelimelerinin birleştirilmesi ile türetilmiş bir sözcüktür, insan ruhunun, özünü, değişik durumlarını inceleyen, duyum, coşku ve düşünme gibi olguların kurallarını bulmaya çalışan bilim dalıdır.
Psikolojik sözcüğü ilk olarak Alman filozofu Wolff (1676-1754) tarafından kullanıldıktan sonra önem kazanmıştır. 1879 yılında Alman bilim adamlarından Wundt, Leipzig Üniversitesinde ilk psikoloji laboratuarını kurdu. 1885 yılında da Amerika&#8217;da ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Psykhe=ruh ve logos=bilgi kelimelerinin birleştirilmesi ile türetilmiş bir sözcüktür, insan ruhunun, özünü, değişik durumlarını inceleyen, duyum, coşku ve düşünme gibi olguların kurallarını bulmaya çalışan bilim dalıdır.</p>
<p>Psikolojik sözcüğü ilk olarak Alman filozofu Wolff (1676-1754) tarafından kullanıldıktan sonra önem kazanmıştır. 1879 yılında Alman bilim adamlarından Wundt, Leipzig Üniversitesinde ilk psikoloji laboratuarını kurdu. 1885 yılında da Amerika&#8217;da ilk psikoloji laboratuarı kuruldu. Önceleri psikoloji ile uğraşan bilim adamları insanın düşünce ve duygularını açıklamak için yaptıkları çalışmalarda «ruh»u bu çalışmalarının temeli olarak benimsiyorlardı. Günümüzde bu temelin hiç bir bilimsel yanı olmadığı ortaya çıkarılmıştır. Ruh nesnesiz, soyut bir kavramdır. Oysa ki, modern psikoloji ruh hallerinin, bilinç görevleri denilen işlemlerin maddi, somut temellerine dayandığını ortaya çıkarmıştır.<br />
<span id="more-182"></span><br />
Psikoloji bilinç durumlarının incelenmesidir. Herkes üzülme, sevinme ve düş kurma gibi ve bunlara benzer olayların kendisinde bulunduğunu hisseder ve başkalarında da bu olayların meydana gelip gelmediğini ancak bu insanların dışa vurduğu belirtilerden anlar. Bunlara psikolojik olaylar denir. Psikoloji dıştan tepkiler ve davranışların çözümlenmesi ile incelenir.</p>
<p>Psikolojik olayların başlıca özellikleri insanın bunları kendi kendine anlayabilmesi ve belirtileriyle ölçebilmesidir. Psikolojik olayların incelenmesinde başlıca iki metot kullanılır:</p>
<p>İçe bakış metodu.<br />
Objektif metot.</p>
<p>1 İçe bakış metodunun gerçekleştirilmesi çok güçtür. Çünkü elde edilen sonuçlar ancak tek bir insanda meydana gelen ruh olaylarını gösterir. Bu metoda yardımcı olarak anket metodu kullanılır ve tek tek insanda görülen sonuçlar birleştirilip genelleştirilerek tüm insanlara mal edilir.</p>
<p>2 Objektif metot ise çeşitlidir. Bu çeşitleri şöyle sıralanabilir: Fizyoloji metodu, Psikopatoloji metodu, psikanaliz metodu, karşılaştırmalı metot, toplumları inceleme metodu, psiko-fizyolojik ve psikolojik laboratuar ve test metotları.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolog.cc/psikoloji-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu</title>
		<link>http://www.psikolog.cc/dissosiyatif-kimlik-bozuklugu.html</link>
		<comments>http://www.psikolog.cc/dissosiyatif-kimlik-bozuklugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 16:37:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bozuk kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[disosiyatif]]></category>
		<category><![CDATA[dissosiyatif]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik bozukluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolog.cc/?p=180</guid>
		<description><![CDATA[Kişinin içinde birbirinden farklı kişiikler hissedip, bu kişiliklere uygun davranışlarda bulunması, bu kişiliklerin etkisi altında olduğu anlarda yaptıklarından habersiz olması halidir.
Aynı kişide ayrı kişilik ve kimlikler yaşanır. Kişi o sırada, sanki diğer kişiliği yokmuş gibi; o anda yaşadığı kişilik, tutumlarına ve davranışlarına hakim olur. Hasta ikinci bir kimliğe geçtiğinde asıl kişilik genellikle hatırlanmaz; asıl kişilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kişinin içinde birbirinden farklı kişiikler hissedip, bu kişiliklere uygun davranışlarda bulunması, bu kişiliklerin etkisi altında olduğu anlarda yaptıklarından habersiz olması halidir.<br />
Aynı kişide ayrı kişilik ve kimlikler yaşanır. Kişi o sırada, sanki diğer kişiliği yokmuş gibi; o anda yaşadığı kişilik, tutumlarına ve davranışlarına hakim olur. Hasta ikinci bir kimliğe geçtiğinde asıl kişilik genellikle hatırlanmaz; asıl kişilik diğerinden haberdar değildir. Bir kişilikten diğerine geçiş genellikle anidir.</p>
<ul>
<li>Her kişiliğin ayrı özellikleri vardır.</li>
<li>İkinci kişilik başka cinsiyetten, başka yaştan başka ırktan olabilir.</li>
</ul>
<p><strong> Nasıl oluşmaktadır?</strong></p>
<p>Genellikle çocukluk yaşlarında çok ağır fiziksel, cinsel ve duygusal travma yaşantıları sonrasında gelişir. Bu dönemde çocuk travmatik yaşantılar esnasında kendini olayın etkisinden kurtarmak için bir savunma mekanizması şeklinde “o olayı yaşayan ben değilim, bu olanlar bana yapılmıyor, ben bunları hissetmiyorum” gibi düşünceler geliştirirler. Bu zamanla norm dışı bir hal alır ve bir bozukluğa dönüşür.</p>
<ul>
<li>Ergenlik ve genç yetişkinlikte görülür.</li>
<li>Kadınlarda daha fazla ortaya çıkar.</li>
</ul>
<p><strong>Belirtileri</strong></p>
<ul>
<li>İki ya da daha fazla birbirinden ayrı kimliğin aynı kişide var olması.</li>
<li>Bu kimliklerden en az ikisi zaman zaman tekrarlayarak kişinin davranışlarını denetim altında tutması.</li>
<li>Önemli kişisel bilgileri sıradan bir unutkanlıkla açıklanamayacak şekilde anımsayamama.</li>
</ul>
<p>Terapide genellikle en etkili yöntem <strong>hipnoterapi</strong> veya görüşme teknikleri eşliğinde içgörü yönelimli <strong>psikoterapi</strong>dir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolog.cc/dissosiyatif-kimlik-bozuklugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obsesif Kişilik Bozukluğu</title>
		<link>http://www.psikolog.cc/obsesif-kisilik-bozuklugu.html</link>
		<comments>http://www.psikolog.cc/obsesif-kisilik-bozuklugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 16:34:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[kompulsif]]></category>
		<category><![CDATA[obseseif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolog.cc/?p=175</guid>
		<description><![CDATA[Düzenlilik, mükemmelliyetçilik ve kontrol koyma üzerine aşırı kafa yormanın olduğu sürekli bir örüntüdür.
OKB’ de iki temel belirti kümesi bulunmaktadır:

Obsesyonlar; Kişide belirgin kaygı ve sıkıntıya neden olan tekrarlayıcı ve rahatsız edici düşünceler, dürtülerdir.
Kompulsiyonlar; Rahatsız edici düşüncelerden korunmak için yapılan tekrarlayıcı davranış veya zihinsel eylemlerdir.

En sık görülen obsesyonlar

Bulaşma-temizlik obsesyonları
Şüphe obsesyonları
Düzen obsesyonları
Dini obsesyonlar
Sayma obsesyonları

OKB tanısının konabilmesi için sözü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Düzenlilik, mükemmelliyetçilik ve kontrol koyma üzerine aşırı kafa yormanın olduğu sürekli bir örüntüdür.</p>
<p><strong>OKB</strong>’ de iki temel belirti kümesi bulunmaktadır:</p>
<ol>
<li><strong>Obsesyonlar</strong><strong>; </strong>Kişide belirgin kaygı ve sıkıntıya neden olan tekrarlayıcı ve rahatsız edici düşünceler, dürtülerdir.</li>
<li><strong>Kompulsiyonlar</strong>; Rahatsız edici düşüncelerden korunmak için yapılan tekrarlayıcı davranış veya zihinsel eylemlerdir.</li>
</ol>
<p><strong>En sık görülen obsesyonlar</strong></p>
<ul>
<li>Bulaşma-temizlik obsesyonları</li>
<li>Şüphe obsesyonları</li>
<li>Düzen obsesyonları</li>
<li>Dini obsesyonlar</li>
<li>Sayma obsesyonları</li>
</ul>
<p><strong>OKB</strong> tanısının konabilmesi için sözü edilen bu durumların kişinin günlük hayatının sosyal yaşamının ve işlevselliğini etkileyecek düzeyde aşırı olması gerekir.</p>
<p><strong>Aşağıdaki belirtilerden enaz dördü olmalıdır</strong>:</p>
<ul>
<li>Asıl amacı unutturacak şekilde ayrıntılar, kurallar, listeler ya da program yapmayla uğraşıp durur.</li>
<li>İşin bitmesini zorlaştıran mükemmelliyetçilik gösterir.</li>
<li>Etkinlik ve arkadaşlarından yoksun kalacak şekilde kendini işe adar.</li>
<li>Ahlak, doğruluk, değerler gibi konularda esneklik göstermez.</li>
<li>Özel bir değeri olmasa bile eski değersiz şeyleri elden çıkaramaz.</li>
<li>Görev dağılımı yapmak ve başkalarıyla çalışmak istemez.</li>
<li>Para harcama konusunda hem kendisine hem de başkalarına karşı cimri davranır.</li>
<li>Katı ve inatçıdır.</li>
</ul>
<p><strong> Terapide </strong>genellikle en etkili psikoterapi yöntemi <strong>bilişsel-davranışçı</strong> ve hipnoterapidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolog.cc/obsesif-kisilik-bozuklugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hipnoz</title>
		<link>http://www.psikolog.cc/hipnoz.html</link>
		<comments>http://www.psikolog.cc/hipnoz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2009 10:30:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoz]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoz teknikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolog.cc/?p=113</guid>
		<description><![CDATA[Hipnoz hakkında bilgiler  hipnoz nedir Psikolog ve Hipnoz uzmanlarının HİPNOZ ile  ilgili  tanımlamaları ve çalışmaları.  Hipnoz, bilincin uyuduğu; fakat duyguların canlılıklarını korudukları, bireylerin içinde olarak telkinlere yatkınlık gösterdikleri, uyku-uyanıklık arası yapay bir uyku halidir. Bilinci zengin hayallerin kapladığı, gerçekli algısının azaldığı bu durumun oluşturduğu ruh haline trans denilmektedir. Tarihin çok eski çağlarında Hindistan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="hipnoz" src="http://www.psikohipnoz.com/wp-content/uploads/2009/10/hipnoz-125x122.jpg" alt="hipnoz" width="125" height="122" /><strong>Hipnoz</strong> hakkında bilgiler  hipnoz nedir <a style="padding-right: 13px; background: url(http://www.psikohipnoz.com/wp-content/plugins/alinks/images/external.png) no-repeat scroll right center transparent;" title="psikolog" onclick="return  alinks_click(this);" rel="external" href="http://www.psikohipnoz.com/">Psikolog</a> ve <a style="padding-right: 13px; background: url(http://www.psikohipnoz.com/wp-content/plugins/alinks/images/external.png) no-repeat scroll right center transparent;" title="hipnoz" onclick="return alinks_click(this);" rel="external" href="http://www.psikohipnoz.com/hipnoz.html">Hipnoz</a> uzmanlarının <em><strong>HİPNOZ</strong> </em>ile  ilgili  tanımlamaları ve çalışmaları.  Hipnoz, bilincin uyuduğu; fakat duyguların canlılıklarını korudukları, bireylerin içinde olarak telkinlere yatkınlık gösterdikleri, uyku-uyanıklık arası yapay bir uyku halidir. Bilinci zengin hayallerin kapladığı, gerçekli algısının azaldığı bu durumun oluşturduğu ruh haline trans denilmektedir. Tarihin çok eski çağlarında Hindistan ve Çin’deki din adamlarının ve şamanların uygulamalarına dayanan <strong>hipnoz</strong>, gerek uygulanış biçimi gerekse yarattığı olağanüstü haller dolayısıyla insanlar tarafından olağanüstü, gizem ve merak uyandıran bir süreç olma özelliğini, hipnozun çağdaş tekniklerle uygulandığı günümüze kadar korumuştur. Hareketlerin genelde idare dışı olduğu bu farklı bilinç halinin tıpta tedavi aracı olarak kullanılması Franz Anton Mesmer’in çalışmalarına dayanmaktadır. O döndemde Mesmer’in çalışmaları büyük dikkat çekmesine rağmen Mesmer’in hipnotizma felsefesinde “kainatta ve insanda varolan manyetik enerjiler” gibi kavramların yer almasından dolayıhem tıp dünyasına tartışmaları beraberinde getirmiş hem de o dönemin “Manyetizma Devri” olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Bu manyetizma döneminden sonra “<strong>hipnoz</strong>” terimini ilk kullanan ise Yunan Mitolojisindeki uyku ilahının adından esinlenen Dr.James BRAID olmuştur(1841).</p>
<p>Günümüzde etkinliği pek çok klinisyen ve klinik araştırmalarla desteklenmiş çağdaş <a title="hipnoz" href="http://www.psikolog.cc/psikolog/hipnoz"><strong>hipnoz</strong> </a>tekniklerinin kullanıldığı tekniğe “hipnoterapi” denilmektedir. Hipnoterapistlere göre bireyin transa girmesi veya transa girdiğine inanması, telkinleri ve diğer terapi yöntemlerini algılama yeteneğini artıraca böylelikle psikoterapi sürecinin ivme kazanmasını sağlayacaktır. Hipnozun psikoterapiyi destekleyici yönünün yanında, bilinçli halin sahip olduğu kontrol mekanizması kırılan bireyin psikopatalojilerinin bilinçdışı güdülerine ulaştırmadaki etkinliği, psikoterapiyle birlikte uygulanan çağdaş hipnozu alternatifsiz kılan en önemli nedenler arasındadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolog.cc/hipnoz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fobiler</title>
		<link>http://www.psikolog.cc/fobiler.html</link>
		<comments>http://www.psikolog.cc/fobiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 11:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ağlama]]></category>
		<category><![CDATA[bağırma]]></category>
		<category><![CDATA[fobi]]></category>
		<category><![CDATA[fobiler]]></category>
		<category><![CDATA[korkma]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolog.cc/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Fobiler hakkında bilgiler fobiler nedir Psikolog  ve Hipnoz uzmanlarının FOBİLER ile ilgili tanımlamaları ve çalışmaları.
Çocuğun gerçekte korku yaratmayacak bir nesneden aşırı derecede korkması, her defasında bundan kaçınması ve ikna edilememesi durumunda var olan fobiler, çocukta bağırma, ağlama, anne-babadan ayrılamama gibi tepkilere yol açabilir. Çocuklarda zaman zaman bu korkular ateş, kan, yükseklik, kapalı alan korkusu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fobiler hakkında bilgiler fobiler nedir Psikolog  ve Hipnoz uzmanlarının FOBİLER ile ilgili tanımlamaları ve çalışmaları.<br />
Çocuğun gerçekte korku yaratmayacak bir nesneden aşırı derecede korkması, her defasında bundan kaçınması ve ikna edilememesi durumunda var olan fobiler, çocukta bağırma, ağlama, anne-babadan ayrılamama gibi tepkilere yol açabilir. Çocuklarda zaman zaman bu korkular ateş, kan, yükseklik, kapalı alan korkusu gibi özgül <a title="fobiler" href="http://www.psikolog.cc/psikolog/fobiler"><strong>fobiler </strong></a>biçiminde de görülebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolog.cc/fobiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenme Bozuklukları</title>
		<link>http://www.psikolog.cc/ogrenme-bozukluklari.html</link>
		<comments>http://www.psikolog.cc/ogrenme-bozukluklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 10:57:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenmek]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolog.cc/?p=156</guid>
		<description><![CDATA[Öğrenme bozukluğu ; matematik bozukluğu, yazılı anlatım bozukluğu, okuma bozukluğu alt alanlarını içerir. Çocuğun gelişim düzeyine göre beklenen gelişim görevlerini yerine getirememesi olarak ifade edilen öğrenme bozukluğu, zihinsel bir problem yoksa ; genellikle performans kaygısı, anne &#8211; babanın aşırı beklentileri, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, aşırı otoriter öğretmen tutumları gibi sebeplerden kaynaklanmaktadır.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Öğrenme bozukluğu</strong> ; matematik bozukluğu, yazılı anlatım bozukluğu, okuma bozukluğu alt alanlarını içerir. Çocuğun gelişim düzeyine göre beklenen gelişim görevlerini yerine getirememesi olarak ifade edilen öğrenme bozukluğu, zihinsel bir problem yoksa ; genellikle performans kaygısı, anne &#8211; babanın aşırı beklentileri, <a title="dikkat eksikliği" href="http://www.psikolog.cc/dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite.html">dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu</a>, aşırı otoriter öğretmen tutumları gibi sebeplerden kaynaklanmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolog.cc/ogrenme-bozukluklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite</title>
		<link>http://www.psikolog.cc/dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite.html</link>
		<comments>http://www.psikolog.cc/dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 10:55:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dağınıklık]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktif]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolog.cc/?p=154</guid>
		<description><![CDATA[Dikkat eksikliği olan çocuklar dikkat gerektiren işlerden kaçınırlar, kendilerine verilen görevleri tamamlayamazlar, sık sık eşyalarını kaybederler, çabuk sıkılırlar, dağınıktırlar.
Hiperaktivitesi olan çocuklar ise acelecidirler, çok konuşurlar, sürekli hareket halindedirler ve elleri sürekli bir şeyle meşguldür, isteklerini erteleyemezler.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dikkat eksikliği olan çocuklar dikkat gerektiren işlerden kaçınırlar, kendilerine verilen görevleri tamamlayamazlar, sık sık eşyalarını kaybederler, çabuk sıkılırlar, dağınıktırlar.</p>
<p><a title="hiperaktivite" href="http://www.psikolog.cc/psikolog/hiperaktivite"><strong>Hiperaktivite</strong></a>si olan çocuklar ise acelecidirler, çok konuşurlar, sürekli hareket halindedirler ve elleri sürekli bir şeyle meşguldür, isteklerini erteleyemezler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolog.cc/dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayrılık Anksiyetesi</title>
		<link>http://www.psikolog.cc/ayrilik-anksiyetesi.html</link>
		<comments>http://www.psikolog.cc/ayrilik-anksiyetesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 10:53:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık anksiyetesi]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılma anksiyetesi]]></category>
		<category><![CDATA[evden ayrılma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolog.cc/?p=152</guid>
		<description><![CDATA[Birinci dereceden bağlanma figüründen ya da evden ayrılma durumunda yaşanan aşırı korku ve kaygı türüdür. Bu durum çocuğun gelişim düzeyine uygun olmadığı ve 4 haftadan daha fazla sürdüğü koşullarda ayrılma anksiyetesi olarak adlandırılır.
İlk çocukluk döneminde nesne devamlılığı kavramının gelişmediği durumlarda ve okula geçiş sürecinde sıklıkla görülür. Ağlama, inatlaşma, kaçınma, somatizasyon (okula giderken karın ağrısı gibi) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birinci dereceden bağlanma figüründen ya da evden ayrılma durumunda yaşanan aşırı korku ve kaygı türüdür. Bu durum çocuğun gelişim düzeyine uygun olmadığı ve 4 haftadan daha fazla sürdüğü koşullarda <strong>ayrılma anksiyetesi </strong>olarak adlandırılır.</p>
<p>İlk çocukluk döneminde nesne devamlılığı kavramının gelişmediği durumlarda ve okula geçiş sürecinde sıklıkla görülür. Ağlama, inatlaşma, kaçınma, somatizasyon (okula giderken karın ağrısı gibi) , bağlanma figürüne aşırı yapışma ve uyumda genel bir bozulma hali olarak kendini gösterir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolog.cc/ayrilik-anksiyetesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukluk Depresyonu</title>
		<link>http://www.psikolog.cc/cocukluk-depresyonu.html</link>
		<comments>http://www.psikolog.cc/cocukluk-depresyonu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 10:51:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk depresyonu]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikolog.cc/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Çeşitli sebeplerle ortaya çıkabilen çocukluk çağı depresyonu sık sık hasta olma, arkadaş ilişkilerinde bozulma, ağlama krizleri, hırçınlık, tikler, tırnak yeme, alt ıslatma gibi kendini gösterir. Okul başarısında düşme, yeme ve uyku düzeninde düzensizlikler ile uyum sorunları ve davranış değişiklikleri görülebilir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çeşitli sebeplerle ortaya çıkabilen çocukluk çağı depresyonu sık sık hasta olma, arkadaş ilişkilerinde bozulma, ağlama krizleri, hırçınlık, tikler, <a title="tırnak yeme" href="http://www.psikolog.cc/tirnak-yeme.html">tırnak yeme</a>, <a title="enürezis" href="http://www.psikolog.cc/alt-islatma-enurezis.html">alt ıslatma</a> gibi kendini gösterir. Okul başarısında düşme, yeme ve uyku düzeninde düzensizlikler ile uyum sorunları ve davranış değişiklikleri görülebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikolog.cc/cocukluk-depresyonu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

